Eskimesin Ezgiler Yeniden Yeşersinler... 04 Kasım 2018

Taha

Taha

Onu dinleyince su misali, lal oluyor insan… Gece şalını örterken üzerine bir Medineli gibi yıldızları da yanına alıp, Kabe’nin yanındaki o çocuk olmaya gidiyor. Gözlerimizde inci yaşlarla, ellerimizde yitik sevdamızla sahipsiz güller gibi Sultanlar Sultanını karşılamayı ümit ediyoruz. Gariptir… Hal mahcuptur… Kelimelerse kifayetsiz. Ebruli bir sevdanın yankısı bu olsa gerek!

Ve bir bakışa muhtaç ümmet! Alemlere Rahmet Efendiler Efendisinin sürmeli gözleri süsler rüyaları. Eğer bir gün Nebiler Nebisi aklıma ansızın düşsün, gönlüme bir güneş gibi doğsun derseniz Taha Akkor’a kulak vereceksiniz ve sürükleneceksiniz maneviyat dünyasına.

İlkin nisan ayında bir söz aldık. Kutlu doğum münasebeti ile yurt içi ve yurt dışındaki konserleri birbirini kovalarken, aldığımız sözün tarihi çok ötelere ertelenmişti. Ufukta mayıs ve haziran vardı. Bir gününü bulup, merak ettiğimiz soruları keyifle sorduk. Röportajımız esnasında mütevazi halleri ile kimi zaman müsaade istedi, kimi zamansa aile hayatı ile ilgili sorularımızın yanıtını tebessümleri ile cevapladı. Ha bir de unutmadan, “Naz Lambası” adlı kitabının çıkacağının müjdesini verdi.

İnsanlar sizi Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’e olan özlem, sevgi ve hasret yüklü ezgilerinizle tanıyor. Peki, bunun ötesinde Taha Akkor kimdir?

İnsanlar gerçekten beni böyle tanıyor ve yazıp bestelediğim eserlerden bu şerefli manaları çıkarıyorlar ve bana da böyle şerefli bir elbise biçiyorlarsa ne büyük bir mutluluk… Bu güzel mananın ötesinde hayatımda, sıradan insanların hayatından farklı bir hayat hikâyem yok. Zaten bugüne kadar da özel hayatımla ilgili gündeme gelmek istemedim ve özel hayatımla ilgili bilgileri hiç ön plana çıkartmadım. İnsanların beni söylediklerimle, anlatmak istediklerimle gönüllerinde yer etmesini arzuladım. Taha Akkor

Evet, bu soru biraz klişe olacak ama hayli merak edilen bir soru! Taha Akkor’un ezgi-ilahi serüveni nasıl ve ne zaman başladı?

2001 yılında İbrahim Sadri Bey’in teşvik ve yardımlarıyla folk müzik, Muhammet Alperen Bey’in emekleriyle ilk albümüm dinleyenlerimle buluştu. Tabi bu buzun görünen tarafı albümden önce de gönlümden geçen bu sanat tarzını arzulayarak ve bu yönde hazırlanarak geçirdim. Yazmak için okumak gerek ben albümlerde yazdığım beste ve müzikleri çok öncesinde defalarca okuyup albüm için uygun hale getirdim.

Nasıl yani?

Yani bizim eserlerimiz hazır çorbalar gibi değil yaptım oldu diyesiniz. Mutfağında ince uğraşlar, marifetler ve emekler var. Ben 2001 yılına kadar sanatımın mutfağında uzun bir dönem geçirdim.

Müzik hayatına ilk başladığınız zamanki hedeflerinizle şu andaki hedefleriniz arasında fark var mı?

Marifet iltifata tabiyse ve ben ne zaman bir iltifatla müşerrefsem doğru şeyler yapmanın mutluluğunu yaşıyorum. Benim öyle kişisel hedeflerim yok yaptığım sanat adına. Doğru bildiğim şeyi doğru bildiğim sürece doğru şekilde yapabildiğim kadar yapmak felsefem. Başladığım yerdeki samimiyetimi geldiğim ve bitirdiğim yerde koruyabilmek.

“Sanat Hak içindir, Hakk’ın güzelliklerini görmek içindir” diyoruz. Peki, siz müzik için bu hususta neler söylersiniz?

Her lisan kendi halince arzu halini dile getirebiliyorsa ben de yaptığım bu müzikle arz-ı halimi dile getirmek istiyorum. Her gün yeni bir çaba ve heyecan ile uyanıyorum. Şarkılarımla, şiirlerimle, yorumlarımla güzeller güzelini söylemeyi çalışıyorum.

Seslendirdiğiniz albümler içersinde en etkisinden kurtulamadığınız ezgi hangisidir?

“Lal olur” eserinin bendeki yeri hep ayrıdır ve ayrı kalacaktır. O kadar çok konuştuğumuz bu devirde susmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki oysa. Susarak konuşmaya.

Taha Bey seslendirdiğiniz eserlerde Peygamber aşkı olunca işin boyutu değişiyor, yükü ağır bir sorumluluk değil mi?

Kırık dökük hali olanlara iltifat ile bir soru sormak bazen sorunun muhatabını sorunun ağırlığı altında ezebiliyor. Size şunu ifade edeyim gözü görmeyene de, eli olmayana da, gülü bir kere koklatmanız gülün güzelliğini anlamasına kafidir. İşte mutfağımızdaki eserlerin güzelliği ezbere bildiğimiz bu tarifin güzelliğindendir. Zira ne sesimiz ne sözümüz ne sazımız güzel olan, onları güzel yapan güzeli söylemesinden.

Sırayı merak edilen bir soru alsın. Konser öncesi ya da sonrası çalınan kulis kapıları! Bir gençler kapıyı çalar ve cılız ses ile müsade isteyerek, Peygamber aşkı için okunan ilahiler hürmetine size hayranlığını dile getirir. İster istemez sanatçı etkilenir. Bu zor bir imtihan değil mi?

Nazik ve zarif bir üslupla müsaade istiyor Taha Bey, yanıtsız bırakıyor sorumuzu. Saygı duyduğumuzu belirtiyoruz.

Kimleri dinlersiniz?

Bu soruyu 3 yıl önce sorsaydınız size isimler söylerdim. Ama şimdi sadece enstrümantal albümler dinlemeyi tercih ediyorum.

İnternetten indirme modası, korsan, dinleme siteleri derken kaset ve cd satışları bundan 5-6 yıl önceki hale göre daha yetersiz ve hatta az. Siz yeterli buluyor musunuz albüm satışlarınızı? Ya da şöyle söylemek daha doğru olsa gerek; ezgi severlerin yeterince eserlerinizi sahiplendiğinizi düşünüyor musunuz?

Rakamlarla bir şeyleri ifade etmek bazen işin özünü yansıtmayabilir. Biz sayılardan münezzeh bir duygu ve düşünceyi ifade eden müzik tarzı yapıyoruz. Bizi biz yapan milyonlara hitap eden bir popular sanatçı olmak yerine sizinle aynı duyguda yüreği çarpan yolcularla yola düşmek. Ben benimle yola düşen bir muhabbet kervanının müziğini yapıyorum. Bir olsak da bin olmasak da yol aynı, iz aynı, hedef aynı.

Müzik bambaşka bir sanat dalı, hele ki işin içersinde Peygamberi sevgiyi aşılayan bir tarzı olunca başka sanatlara zaman ayırmak zor olsa gerek. Bu meyanda sizin ilgilendiğiniz daha başka sanat dalları var mı?

Bir müzik firmasının sahibiyim. Birçok albümünde proje ve konsept çalışmalarında bulunuyorum. Bu konuda bir hayli yoğun ve tempolu bir hayatım var. Konser seyahatlerinden vakit kaldıkça bunlarla ilgileniyorum.

Teşekkür ediyor ve hayatınızda başarılar diliyoruz…

Zamansızlığın sebebinden dolayı geciken röportajımız için özür dilerim. Ayrıca ben teşekkür ediyorum. Dünya Bizim okurlarına sevgiler…

www.dunyabizim.com

Sanatçıya Ait Eserler