Eskimesin Ezgilerimiz 23 Temmuz 2019

Eskimesin Ezgilerimiz..

Eskimesin Ezgilerimiz..

‘Muhabbet Eriyiz’, bir ezgi albümünün adı. Eşref Ziya Terzi ile birlikte Taner Yüncüoğlu ve Abdulbaki Kömür de ses vermişler bu çalışmaya. 1992 imiş onlar bu albüm için ter dökerken; yani o günden bu yana kocaman yirmi iki yıl geçmiş, göçüp gitmiş dünyamızdan. Fatih Pala yazdı.

Yıllar önce idi. Liseyi bitirmiş ve üniversite sınavlarında başarılı olup istediğim bölümü kazanmama yardımcı olması maksadıyla dershaneye, bulunduğumuz ilçede olmadığı için Erzincan’a gitmiştim. Yıllar önce dedikse, o kadar da çok vakit olmadı hani: 1999-2000 eğitim-öğretim sezonu. Her dershane öğrencisi gibi harıl harıl ders çalışıp sorular çözmesem de, sınavın öneminin bilincindeydim; kazanmalıydım, iyi bir bölüme yerleşmeliydim ve bölümümü de yine iyi bir dereceyle bitirmeliydim. Bütün öğrencilerin hayalinden farklı bir hayalim yok gibiydi.

Ama hayat bu değildi, biliyordum. Bildiğim için de, kulluğumu önemsiyordum. Önemsediğim için de, kitaplar okuyor, değerlendirmeler yapıyor, dost-kardeş-arkadaşlarımla birliktelik kurup onlarla “Allah ve aziz dini için neler yapabiliriz”in planlarını kuruyorduk. Hesabını yalnızca dünya ölçeğinde yapmayan gençlerdendik yani. Ve hesabın asla ve sadece dünyadan yana yapılmaması gerektiğini yayanlardan ayrıca. Muhammedîbir iklimi solumak için, Muhammedî bir kimliğe bürünmenin kaçınılmazlığını, şerefini ve onurunu yaşamanın derdini taşıyanlardan olmak istiyorduk.

Biz muhabbet eriyiz, ağlar ağlar gezeriz…

Bu düşünceler aklımızı ve kalbimizi rahmetle sararken o günlerin Erzincan’ında, Müslümanca hassasiyeti ve sorumluluğu sürdüren tek radyo olma özelliğindeki Radyo Selam’ı dinlerdik. Program akışıyla, yayınladıkları ezgi-marş türü eserlerle gönlümüze hakikî bir taht kurmuştu bu radyo. Bugün için eski gibi duran, ama o günlerin yepyeni ezgilerini, marşlarını dinler de dinlerdik. İslamî uyanışın yavaş yavaş filizlendiği bölgede, bu tür şeyler gerekliydi; hatta elzemdi. Dinlediğimiz eserlerin hepsi güzeldi, hepsi farklı bir değerdeydi. Hala da dinliyoruz bu güzellikleri, bu değerleri. Ama içlerinde Eşref Ziya Terzi’nin sesinde anlamlanan, “Biz muhabbet eriyiz, ağlar ağlar gezeriz/En ücra köşelere ışık veririz.” ezgisi bambaşkaydı; sevgiye, dostluğa muhtaç olanlar için yola düşenlerin, ağlar haldeyken gezinenlerin ve gezerken ağlayanların ezgisiydi o.

Muhabbet Eriyiz”, aynı zamanda bir ezgi albümünün adı. Eşref Ziya Terzi ile birlikte Taner Yüncüoğlu ve Abdulbaki Kömür de ses vermişler bu çalışmaya. 1992 imiş onlar bu albüm için ter dökerken; yani o günden bu yana kocaman yirmi iki yıl geçmiş, göçüp gitmiş dünyamızdan.

“Muhabbet Eriyiz” bünyesinde, daha ne güzel ezgiler barındırıyor, bir bilseniz! “Kalbimizde İman Var”, “İmanlı Gençlik”, “Bu Kalpler Muhtaç Sana”, “Arıyorum”, “Ana Ben Şahadet İsterim” onlardan bazılarının ismi. Abdulbaki Kömür’ün o gönlümüzü okşayan sesinden dinlediğimiz “Kalbimizde İman Var”da, eğer hakiki bir iman sahibi isek, dağların bizi asla ezemeyeceğini, dünyanın bize engel olamayacağını anlıyoruz. Sonra, kışları aşıp geçen ve müjdeli baharlara ermek için vakti kuşanmaya, seherlerde seferlere çıkmaya and içmiş gençlerin destanına şahit oluyoruz Taner Yüncüoğlu’dan “İmanlı Gençlik” ezgisini dinlerken.

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?

Ya “Ana Ben Şahadet İsterim”i dinleyen genç yürekler neylesinler dersiniz! Bağrını düşmana açıp da Rasulullah’ın yanında kevser içme gayesinde olanların ezgisi bu. Sırat-ı müstakimden kanla geçmek isteyenlerin, dağları kanıyla beslemenin derdiyle yananların ezgisi. Gönlünün seli gözünden akanların, bu selin küfrün kor ateşini söndürmesinin ümidini dualarıyla büyütenlerin, her zaman düşmanların, kâfirlerin üstüne yürüyenlerin, can vermenin, kan dökmenin ve yüreği doğranan şehid kardeşlerine yetişmenin aşkında olanların ezgisi. Ve özellikle de, ne o gün ne de bugün bitmek nedir bilmeyen Afgan cihadının bu topraklarda hissedilen yankısıdır bu ezgi.

Asr-ı Saadet devrini aramayı, Ashab-ı Kehf’in yanında olmayı düşlemeyi, Yasir ailesiyle birlikte cennet şerbeti içmek istemeyi, her gece avuç açarak hıçkırıp dua etmeyi, meleklerle tespih halinde secdelere uzanmayı, Hz. Eyyub gibi her yanımız yara olsa da daima dayanak ve vuslat olan Allahu Teâlâ’yı tercih etmeyi buluyoruz “Arıyorum2 ezgisinde de.

“Bu Kalpler Muhtaç Sana”da ise, insanların insanlığının bittiği yerde gelip onların içine bir güneş gibi doğan, onları dirilten, yüreklerde ateş olan, insanlığı tağuttan, küfürden arıtan Nebi aleyhisselamı özleyenlerle, gönülleri dağlananlarla ve kendilerini O’na ümmet kıldığı için Rablerine teşekkür edenlerle muhatap oluyoruz.

Genç kardeşlerimiz de “muhabbet erleri”nden olmayı isterler diye inanıyorum. O zaman hem onları ve hem de tüm kardeşlerimi, bu eskimeyen ezgi albümünü, bu muhabbet erlerinin ezgilerini dinlemeye davet ederken, sözlerimi şu söz ile bağlamak istiyorum: “Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl/Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl?”

Fatih Pala yazdı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz